Archive

Archive for the ‘Android’ Category

Android’de MMS Ayarı

May 31st, 2009

İlk nesil Android cihazı olan G1′imi (HTC Dream) ilk aldığımda EDGE üzerinden internete çıkabilmek için gerekli APN ayarlarını yapabilmiş fakat Turkcell hattımda MMS ayarını bir türlü yapamamıştım. Geçenlerde, CupCake diye de adlandırılan 1.5 versiyonunu yükleyince MMS işine tekrar el attım ve bu sefer çalıştırmayı başardım :) Daha evvel de çalışmasının sebebi de internet APN ayarındaki bir eksiklikmiş. Bu yüzden adım adım tüm konfigürasyonu paylaşayım dedim.

İlk olarak daha evvel paylaştığımız internet APN ayarını aşağıdaki gibi yapmamız gerekiyor. Bunun için de “Settings-> Wireless Controls -> Mobile networks -> Access Point Names” menüsünden aşağıdaki tanımı yapmamız yeterli:

Name        : Turkcell Internet
APN           : internet
APN type : default

android_internet_apn_01 android_internet_apn_02

Daha evvel APN type alanını boş bırakmıştım. Bu durumda EDGE’den internete girebiliyor fakat MMS gönderemiyoruz. Bu yüzden APN type’ı default olarak değiştirmemiz önemli. Benim önerim eski APN tanımını silip tekrar yeni bir tane yapmanız çünkü mevcut ayarı değiştirmizde tekrar aktif hale getirmek biraz zahmetli olabiliyor.

Internet APN’ini değiştirdikten sonra yapmamız gereken ise bir tane de MMS için APN tanımı yapmak. Bunun için de “Settings-> Wireless Controls -> Mobile networks -> Access Point Names” menüsünden aşağıdaki tanımı yapmamız yeterli:

Name            : Turkcell MMS
APN               :
mms
MMCS           : http://mms.turkcell.com.tr/servlets/mms
MMS Proxy : 212.252.169.217
MMS Port    : 8080
APN type      : mms

android_mms_apn_01 android_mms_apn_02

Internet ve MMS ayarlarını yaptıktan sonra da APN menüsünde aşağıdaki gibi tanım da gözükmeli:

android_access_points

Artık MMS göndermeye hazırız. Android’de MMS göndermek için ayrı bir uygulama kullanılmıyor. SMS göndermek için kullandığımız “Messaging” uygulamasındayken eğer mesajımıza bir resim veya video eklersek, o zaman mesaj MMS olarak gönderiliyor.

android_message_mms_01 android_message_mms_02

Mesaja bir resim veya video eklemek için de tüm Android’li cihazlarda bulunan “MENU” düğmesi kullanılıyor. Bu düğme de karşımıza gerekli seçenekleri çıkarıyor.

Eğer Android’de APN tanımının nasıl yapıldığını bilmiyorsanız bu linkteki detaylı anlatım size yardımcı olacaktır.

Mustafa Tan Android, G1 , ,

Bir G1 Hikayesi

May 13th, 2009
Beni tanıyanlar bilir, sıkı bir iPhone kullanıcısıyımdır. 2008′in nisan ayında satın aldığım iPhone’umu tam 1 sene kullandıktan sonra yeni iPhone’a hazırlanmak için elden çıkartmıştım. iPhone’umu sattıktan sonra yaklaşık 2 hafta boyunca Google’ın T-Mobile ile beraber geçtiğimiz sene piyasaya sürdüğü G1 adlı telefonu test etme şansım oldu. 
img_27561
Bu yazıda G1 ile birlikte geçirdiğim 2 hafta sonunda edindiğim tecrübeleri derledim. Bir çok iPhone kullanıcısının merak ettiği konuları adresleyerek, pek çok kişinin de G1 ile ilgili aklındaki sorularına yanıt vermeye çalışacağım.

İlk izlenim ve Cihaz
G1 ile ilgili ilk izlenimim cihazın oldukça büyük olması sebebiyle “yuh!” şeklinde oldu. Ancak iPhone dışındaki smartphone’ları düşündüğümüzde diğerlerinden pek de farklı olmadığını söylemek yanlış olmaz. Ancak iPhone ile karşılaştırmak biraz bel altı vurmak oluyor. Zira HTC’den gelecek olan G1‘in takipçisi G2 veya diğer markaların Android cihazları daha iyi bir rakip sayılabilir. 

 

img_2753

Google Entegrasyonu

Cihazın en büyük artısı ve belki de aynı zamanda en büyük eksisi Google ile sağladığı tam entegrasyon. G1’i ilk açtığımda EDGE ayarlarından sonra karşıma gelen ilk şey yalnızca bir Google hesabı ile login olabileceğim ekran oldu. Buraya Google kullanıcı adı ve şifremi yazdıktan sonra alet EDGE üzerinden tüm hesap bilgilerimi üzerine almaya başladı: Gmail, Kişiler (Contacts) ve Takvim (Calendar). Ancak bir Google hesabınız yoksa  tüm bunları kullanamıyorsunuz, hadi onu da geçtim cihazı bile kullanamıyorsunuz! 

gmail1

Arayüz ve “Başlat” çekmecesi

G1 kendine geldikten sonra ilk gözüme çarpan şey G1’in oldukça sadece görünen arayüzüydü. Hani uygulamalar? Hani nerede her şey? Oldukça sade görünen bir ekran, kocaman bir saat ve birkaç uygulama gördüm sadece. Ikonlar için kötü diyemem, klasik Google ikonlarını çağrıştırıyorlar tamamen. Arkaplan ve ikonların görünümü “şık” olmaktan ziyade daha çok “sevimli” olmuş diyebilirim. Ancak aynı sevimliliği menülerde göremedim. Menüler ve diğer ikonların tasarımına biraz daha özen gösterilmesinin daha iyi olacağını söyleyebilirim. Apple’ın bu konuda getirdiği çözümün oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Her yüklenen ikona otomatik olarak bir format uygulanıyor ve tüm ikonlar belli bir şekle şemale sokulmuş oluyor bu şekilde. Uygulama içerisinde de genellikle Apple’ın menü vb. formatı kullanıldığı için de kullanıcı hem yabancı kalmıyor, hem de aynı şık arayüzü kullanmaya devam ediyor. 

baslat

Karşıma çıkan ekranı ben şöyle tanımladım: Aslında windows’taki “masaüstü” benzeri bir ekran burası. Aşağıdan “başlat menüsü” gibi açılan, çekmecemsi pencerenin içerisinde tüm uygulamalar alfabetik sıra ile yer alıyor. İstediğim uygulamaları aynı sürükle-bırak metodunu kullanarak masaüstüne atabiliyorum. Başta pratik görünen bu yöntem ileride biraz sıkıntı yaratabiliyor, sebebi de masaüstüne atılan uygulamaların çekmecede yine görünmesi. 

Şöyle açıklayayım: iPhone sahiplerinin en sık dile getirdiği dertlerden bir tanesi de yüklenen uygulama sayısının artması ile ortalığın ciddi anlamda karışması, hangi uygulamanın nerede olacağının düzenlenmesinin zorluğudur. Android buna aslında güzel bir bakış açısı getirmiş bir yerde, ancak yukarıda da bahsettiğim, masaüstüne atılan uygulamaların yine çekmecede kalması bizi yine başladığımız noktaya geri getiriyor.  

Klavye

Bir diğer dikkat çekici ve önemli nokta ise yana doğru kaydırılan ekranın altından yatay bir klavye çıkması. Tabi bu klavyeyi kullanmak için G1’i de yan çevirmek gerekiyor. Her ne kadar hoş gibi dursa da 2 haftalık kullanımım sonucunda bunun sadece zaman kaybı ve eziyet olduğunu söyleyebilirim. Uzun uzun mesajlaşılacaksa sözüm yok, ama Google’da bir arama yapmak için bile cihazı her seferinde “transformers” gibi kullanmak pek de pratik olmuyor.  

img_2755

Tabi bu “problem” Android işletim sisteminin yeni versiyonu olan Cupcake ile bir nebze olsa da çözülüyor diyebiliriz, sanal klavye sayesinde G1 sahipleri biraz olsun rahatlayabilecekler…  Bu arada unutmadan, klavyeyi çıkartmadan G1’i yan çevirdiğimde G1’in bana yandan yandan sırıttığını hatırlatayım. Evet doğru anladınız, klavye yoksa yatay ekran da yok :)   

Bildirim Çubuğu (Notifications Bar)

natoification

G1’de en çok hoşuma giden şeylerden bir tanesi “Notifications Bar” adı verilen, ekranın en üstündeki çubuk. Benzer bir çubuk iPhone’da da var. Ancak G1 bu çubuğu pek güzel özelliklerle donatmış. Her türlü bilgi mesajı burada görünüyor. Mesela yeni bir mail mi geldi, hemen burada bir @ işareti çıkıyor. Bu çubuğa dokunduğumda veya aşağıya doğru çekiştirdiğimde aşağıya doğru kayan bir ekran açılıyor ve detayları görebiliyorum. İlgili bilgi mesajına tıkladığımda ise hemen onun çalıştığı uygulama açılıyor. Oldukça pratik ve faydalı bir özellik kesinlikle… iPhone’da da jailbreak’li cihazlar üzerinde çalışan benzer bir programı uzun süre kullanmıştım, ancak bu gerçekten çok daha gelişmiş… 

notification2

Tuşlar

G1’in ön tarafında toplamda 6 tuş var. Bunlardan tam ortada olanı aslında hem tuş hem de Blackberry’lerde görmeye alışık olduğumuz bir trackball. Açıkçası dokunmatik bir ekran varken trackball’u kullanmak bana tuhaf geldi. Belki de iPhone’dan alışık olduğum için elim sürekli ekrana gitmiş de olabilir. Ancak ben pek faydalı bulamadım. Blackberry kullanan birisinden test etmesini istemek faydalı olabilir :)  

img_2758

En sağdaki kırmızı olan ve ilk bakışta çağrı sonlandırmak için kullacağı düşünülen tuş ise aynı zamanda ekranı kilitlemeye ve açmaya da yarıyor. Bu sebeple ciddi bir karışıklık çıkartması söz konusu. Mesela telefonla konuşuyorum diyelim, ekran 15 saniye sonra kendini kilitliyor. Ben konuştuğum kişiye telefondan bir şey bakıp söylemek için ekranı açmaya çalılıyorum, alıştığım için elim kırmızı tuşa gidiyor ve “çotaaa!” telefonu karşımdakinin yüzüne kapattım bile :)   

Diğer tuşlardan da pek memnun olmadığımı söyleyebilirim. Yeşil tuşu sadece arama yapmak için kullanmak yerine ekrandaki bir bölge kullanılabilir. iPhone benzeri bir HOME tuşuna yorum yapmayacağım, zaten amacı belli… Menü tuşu ise herhangi bir ekranla ilgili menüyü görmeye yarıyor. Pratik olduğu söylenebilir, ancak karışıklık yaratıyor: “Ekrandaki butonlara mı odaklanacağım, yoksa menüye basıp başka ekranları mı kurcalayacağım?” şeklinde çelişkiler ortaya çıkıyor. “Geri” tuşu ise herhangi bir ekrandan bir öncekine gitmeye yarıyor. Basılı tuttuğumuzda HOME tuşu işlevini gördüğünü belirtmekte fayda görüyorum. 

Pil Süresi

Ah bu smartphone’lar… iPhone gibi Android de üstün yeteneklerinin kurbanı olmuş ve Google ile tam entegrasyonu (push mail, calendar, contacts) sebebiyle 1 günlük pil ömrüne mahkum olmuş. Bu problemin önümüzdeki yıllarda çözülmesinin ardından çok daha farklı özelliklerin de mobil cihazlara gireceğini öngörebiliriz. Ancak şu an için büyük kısıt. Apple’ın sırf pil ömrünü korumak için Push Notifications üzerinde aylarca çalıştığını düşünürsek, pil probleminin hem yazılım hem de donanım üreticileri için ne kadar önemli bir konu olduğunu daha iyi anlayabiliriz sanıyorum.

Kamera

Belki de G1’de gıptayla baktığım tek şey ise kamerasının 3 megapiksel olması. G1 ile iPhone’a kıyasla çok daha güzel fotoğraflar çekmek mümkün. Hatta G1 bu konuda iPhone tam anlamıyla dize getirmiş durumda bile diyebiliriz… Hatırlıyorum da, ilk iPhone aldığımda pek çok telefonun kamerasına göre gayet güzel resimler çekiyordu. Ancak iPhone’un lansmanının ardından 2 sene geçti ve kimse boş durmadı. Artık iPhone’un kamerası kesinlikle yetersiz.

img_2760

Kamera 3 megapiksele çıkınca tabi yapılabileceklerin sayısı da birden artıyor. Belki de buna en güzel örnek ShopSavvy adlı uygulama. Bu uygulama sayesinde herhangi bir ürünün barkodunu okuyarak ürünle ilgili detaylı bilgi almak mümkün. Ayrıca çeşitli ürün karşılaştırmaları da yapılarak uygun fiyatlı ürünü bulmak ve (ileride) telefon üzerinden satın alma işlemini gerçekleştirmek de yapılabilecekler dahilinde…  G1’in kamerasını kutluyorum, ancak G1’den sonra iPhone ile çektiğim fotoğrafların tabiri caizse “çöp” gibi görünmesi sebebiyle de üzülmüyor değilim… 

MP3 Player

Android üzerinde uzun süre müzik dinleme tecrübem olmasa da, söyleyebileceğim tek şey “iPod“unuza şükredin” demek olacak. Zira iPod’daki kullanım o kadar rahat ve basit ki… Android üzerinde müzik dinlemek belki de daha iyi bir uygulama ile daha keyifli olabilir, ancak şu anda vasat olmaktan ileri gidemiyor. Yeri gelmişken de ekleyeyim, G1 üzerinde starndart kulaklık girişi yok, bu sebeple G1’in yanında gelen kulaklıklara mahkum kalıyorsunuz. Bu da pek hoş bir konu değil. Hatırlarsanız ilk iPhone’un girişi küçük olduğu için standart kulaklıkları kullanmak ek bir aparat kullanmadan mümkün olmuyordu. iPhone 3G ile düzeltilen bu problem pek çok kullanıcı için çok önemliydi. Benzer bir hatayı 1,5 sene sonra HTC’nin yapması ilginç olmuş… 

Android Market

Apple’ın AppStore’u var da, Android’in nesi var derseniz yanıtım hazır: Android Market android_market Android Market, Android işletim sisteminin doğası gereği Objective-C ve Macintosh kullanıcıları ile sınırlanmış değil. Java ile yazılım geliştirilebilen Android işletim sistemi bu anlamda çok daha fazla yazılımcının ilgisini çekebilecek nitelikte. Ayrıca AppStore’a göre daha az zahmet isteyen bir “application submission” süreci olduğunu, ve Apple’daki gibi uzun bekleme süreleri olmadığını düşünürsek Android Market’ın gelişmesi ve zenginleşmesinin kağıt üzerinde çok çok daha kolay olacağını söyleyebiliriz. 

Ancaak, gerçek hayatta işler bu kadar kolay değil ne yazık ki. AppStore’un başarısının ardında bir çok neden var. Bunlardan bir kısmını saymak gerekirse: Halihazırda milyonlarca iPhone kullanıcısı, Jailbreak ile aylarca kullanıcılara göz kırpan uygulamalar, tek cihaz & tek sistem, basit kullanıcı arayüzü, Apple sertifikasyon süreci ve katı işletim sistemi kuralları sayesinde güvenli uygulamalar, iTunes entegrasyonu ile daha iyi bir deneyim,  vs…  Bunların bir çoğunu kullanıcı bilmiyor elbette, ancak bu koşullar hızlı, güvenli ve geliştiriciye para kazandıran bir uygulama dünyasının oluşmasını sağlıyor. 

iPhone’da müthiş bir patlama yaşandığını herkes biliyor zaten. Ancak benzer bir patlama Android tarafında, hatta Blackberry, Nokia, Microsoft vb… yerlerde olacak mı şu anda bir soru işareti.   iPhone gibi katı kuralları ve kapalı bir dünyası olan AppStore’da bile şu anda çöplüğe doğru ilerleyen bir gidişat var. Android Market gibi oldukça açık ve esnek sınırları olan bir dünya bu çöplüğe nasıl karşı koyacak bunu kestirmek güç. Ücretli olan uygulamaların iade edilmesi söz konusu Android’de, ancak G1 için bu geçerli olmadığından deneme şansım olmadı. Öte yandan, istediğimiz uygulamayı, keliteli ve güvenilir olup olmadığını bilmeden, neye güvenerek telefonumuza yükleyeceğiz? Android Market’ın büyüdükçe karşılaşacağı en büyük problemlerden birinin bu olacağını düşünüyorum. Ancak elbette ki pazar büyüyecek ve para kazandıracak, fakat nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. 

android-logo

G1’de deneyimlediğim Android Market şu anda pek hazır değil gibi görünüyordu diyebilirim. Zira markette dolaşmak biraz zor ve sıkıcı geldi. Tabi bunda siyah arkaplanın bana biraz itici gelmesinin de etkisi olabilir. Ayrıca bir uygulama yüklemeden önce karşıma çıkan ünlem işaretleri ve uyarılar da korkutmuş olabilir beni. (Bunu bazı cep telefonlarında internete bağlanmadan önce karşımıza çıkan “İnternete giriyosun dikkat et. Hangi profili kullanayım? Yüksek fatura gelebilir ona göre!” gibi uyarılara benzetiyorum). Bir de, belki çok basit gibi görünebilir ama uygulamaları popülerliğe göre sıraladığım zaman herhangi bir rakamsal sıralama göremedim. Yani İlk baştaki birincidir diye tahmin ediyorum ancak aşağılara doğru indikçe kaçıncı sıradaki uygulamadayım bilemiyorum. 

Uygulamaları yüklemek ise pek pratik. Yüklemek için onay verdikten sonra notification bar’da uygulamanın internetten indirildiğini görmek, ve uygulama G1’e yüklendikten sonra yine aynı yerde bu bilgiyi bulmak mümkün. Hemen buraya tıklayarak uygulamayı çalıştırabiliyorsunuz. Ancak buradan çalıştırmak istemezseniz son yüklediğiniz uygulamayı alfabetik olarak sıralanmış listenin içerisinden bulmanız gerekiyor. iPhone’da olduğu gibi ilk boş bulduğu yere koymuyor ikonunu Android. 

Genel Sistem

Android’in işletim sisteminden genel olarak memnun kaldığımı belirtmem lazım. Arada bir saçmalasa da, bazı uygulamalar çökse de sistem hiç çökmedi ve yeniden başlatmama gerek kalmadı. Ancak uygulamalar çöktükten sonra çıkan hata mesajı ve “Force Close” gibi bir butona tıklanmasının gerekliliği son kullanıcı için pek de hoş olmamış. Keşke bunu gizleselerdi… Ancak dediğim gibi genel olarak oldukça oldukça rahat çalışan ve kullanıcısına pek problem çıkartmayan bir sistem. 

Sonuç

Android ve G1’i ayrı ayrı değerlendirmenin daha isabetli olacağını düşünüyorum açıkçası. Zira Android’i pek çok farklı telefon uzerinde çalışırken, pek çok farklı şekillerde değiştirilmiş olarak göreceğiz ilerleyen aylarda… G1’i ise T-Mobile’ın HTC ile beraber çıkarttığı üzerinde Android çalışan ilk telefon olduğunu düşünerek ele almak gerekir. Ardından gelecek G2, G3 gibi haleflerini de unutmadan tabi :)  

G1

G1, Android’in son kullanıcı ile buluşması açısından  tercih edilmemesi gereken bir telefon benim gözümde. Eksikleri, tuhaflıkları, boyutları ve pil ömrüyle hiç tatmin edici değil. Ancak HTC’nin yeni cihazları ve HTC dışındaki diğer üreticilerin Android telefonlarını beklemek ve onları görmek gerekiyor. Zira G2 çok daha şık ve becerikli bir cihaz. Aynı zamanda Samsung ve LG gibi üreticiler de 2009 içerisinde Android destekli yeni cihazlarıyla piyasaya girecekler. Bekleyip göreceğiz, daha iyi, daha güzel cihazlar bekliyoruz Android ile =)

Android

Android oldukça esnek ve özelleştirilebilir bir işletim sistemi. iPhone’daki gibi kısıtlamalar çok daha az. Bu da geliştiricilerin yapabileceklerinin önünü açıyor. Ancak bu aynı zamanda işletim sisteminde de zayıf bir nokta oluşturuyor. Kullanıcı arayüzü yeterince tatminkar olamıyor, güvenlik sorunları çıkabiliyor, kaliteli uygulama sayısı nispeten daha düşük kalıyor. Bunların hepsi kullanıcının bu sistemi tercih etme kararını vereceği zaman düşüneceği şeyler (hoş hangimiz windows kullanırken bunlara baktık ki??). Ancak madalyonun diğer yüzünde de iPhone gibi kalıplar içerisine hapsolmamış (iPhone OS 3.0 ile bunları oldukça esnetse de yine de bir çok açıdan sınırlı kalıyor) bu işletim sistemi geliştiricilere neredeyse sınırsız olanaklar sunuyor. Android’in netbook’larda da çalışacağını düşünerek, birkaç sene içerisinde Android’in şimdinin windows’u olacağını söyleyenler var. Belki de biraz erken buna karar vermek için ama bu potansiyeli dile getirmemek de Android’e ayıp olur. 

Özetle, Android bu haliyle de kesinlikle kullanılabilir ve tatminkar bir işletim sistemi. Ama Android’in gelişmesi gereken yönleri var, hatta bazıları da Android 1.5 Cupcake ile adreslenmiş durumda. Fakat Android’e “tamam olmuş” demek için biraz daha süreye ihtiyacımız var. 

Goktug Gedik Android, G1 ,

HTC Magic İncelemesi

April 17th, 2009

sapphireHTC, ilk Android işletim sistemli telefonu olan Dream modelini Google ile birlikte piyasaya sürmüştü, HTC ikinci  Android işletim sistemli telefonunu da hazırlamış durumda, bu modelin adı ise Magic (diğer adı Sapphire).
İki modelin market açısından farkı, DREAM modelinin piyasaya T-Mobile ile Magic’in ise Vodafone ile çıkıyor olması. HTC Dream modeli, T-Mobile ile ilişkisi nedeni ile piyasalarda T-Mobile G1 ismiyle boy gösterirken, bir çok yerde sadece G1 veya Google Phone olarak da adlandırılmıştır.

Android işletim sistemli G1 telefonu hakkında daha önce bir dizi inceleme yazıları yazmıştık, G1 ve Android hakkında bilgi sahibi olmak için bunlara göz atabilirsiniz:

Cihazın özelliklerini aşağıda 3 başlıkta kısaca toparlamaya çalıştım:

Genel Görünüm:

HTC Magic 113 x 55 x 13.65 mm boyutlarında, oldukça hafif (118.5 gr), taşıması ve kullanması çok rahat bir telefon. Ayrıca ince yapısı ve parlak yüzeyi ile şık bir görünüme sahip. Büyük bir ihtimalle tüm Android işletim sistemli telefonlarda göreceğimiz bol miktarda (5 adet) fiziksel düğmeye sahip, ancak zarif metalik tuşları bu tuş kalabalığının çirkin bir hal almasını engellemiş. Tuşların ortasında kullanmaya çok alışamadığım bir de ışıklı iz topu bulunuyor.

Bununla birlikte HTC’nin internet sayfalarında ve başka kaynaklarda, ufak tefek değişikliklerle, farklı görünümlerde HTC Magic fotoğrafları görmek mümkün. Kiminde renk, kiminde tuş sayısı, kiminde tuş şekli birbirinden farklılık gösteriyor:

capture-3 capture-1 capture-2

Donanım:

Cihazda donanım olarak

  • Micro SD kart yuvası,
  • 3.2 Mega pixel kamera,
  • Yerçekimi sensörleri,
  • Dijital pusula,
  • Bluetooth
  • WI-FI
  • 3G
  • GPS

desteği bulunuyor. Hemen belirteyim pilini çıkartmadan sd kart değişikliği yapılabiliyor ama sim kart değişikliği yapılamıyor.

Cihaz standart bir mini usb girişine sahip bu sayede bilgisayarınızdan sd kartınızı bir usb disk olarak görüp kullanabiliyorsunuz, usb girişi aynı zamanda cihazı şarj etmek için kullanılıyor, bu çok yetenekli yuva kulaklık için de kullanılıyor, bununla birlikte cihaz standart kulaklıkları desteklemiyor.

3.2 inch LCD ekranı 320×480′lik bir çözünürlük sunuyor, tabi ki ekranı dokunmatik. Cihazın ergonomisini arttıran boyutları ekranın küçülmesine neden olmuş, 3.5 inch daha kullanışlı olabilirdi diye düşünüyorum. HTC Dream modelinde olduğu gibi fiziksel bir klavyesi yok, sanal klavye kullanmak durumundayız ki ekran boyutları bunu bir nebze zorlaştırıyor.

Kamerası 3.2 mega pixel ve oto fokus özelliğine sahip ama fotoğraf çekme programı zayıf noktalardan biri.  Hareketli cisimlerin fotoğrafını çekmek neredeyse mümkün değil, tepki süresi çok uzun.

Yazılım:

HTC Dream (G1)‘de olduğu gibi Android işletim sistemine sahip ancak bazı ek uygulamalar ve mevcut uygulamalarda iyileştirmeler içeriyor. Yani HTC Magic için özelleştirilmiş bir işletim sistemi kullanılmış. Örnek vermek gerekirse:

  • Sanal klavye desteği eklenmiş
  • Exchange desteği eklenmiş
  • Video kaydedici ve oynatıcı uygulamaları eklenmiş
  • PDF gösterici uygulaması eklenmiş

Sanal klavye yatay konum destekleyen uygulamalarda rahatlıkla kullanılabiliyor ama dikey konumda tuşlar bir hayli küçülüyor, özellikle uzun yazılar yazmaya kalktığımda çok zorluklar çektiğimi söyleyebilirim.

klavye

klavye2

Exchange desteği ise gerçekten çok başarılı, tanımı yaptıktan sonra telefonun kişiler, takvim uygulamalarıyla otomatik olarak entegre oluyor,  active sync teknolojisi ile anında maillerinizi alabiliyorsunuz.

device mail

İsterseniz ayrıca Google hesabınızı da tanımlayıp, takvim ve kişiler uygulamasında hem Google hem de Exchange Server‘dan gelen bilgilere ulaşabiliyorsunuz.  İsterseniz bu iki hesabın senkronizasyon ayarlarını ayrı ayrı düzenleyebiliyorsunuz, mesela takvim bilgileri Exchange ile senkron olsun ama kişilerim Google ile diyebiliyorsunuz.

sync sync2

Birden fazla sistem ile senkronizasyon karışıklığa neden olmuyor, çünkü bunu kolayca yönetebiliyorsunuz, mesela hem Google hem de Exchange tanımları yaptıysanız her birinden gelen takvimler ayrı ayrı renklerde gösteriliyor ve istediklerinizi kaldırıp istediklerinizi ekleyebiliyorsunuz.

calendar2 calendar

HTC Dream üzerinde çalışan Android işletim sisteminde video kaydedici bulunmamaktaydı, HTC Magic ile bu eksiklik de giderilmiş. Ayrıca PDF gösterici ile hem sd kartınızda bulunan PDF’leri hem de maillerinizde attachment olarak gelen PDF dosyalarını görüntüleyebiliyorsunuz.

pdf pdf2

Yeni eklenen uygulamaların dışında iyileştirilen uygulamalar da var, mesela Call Log uygulaması gerçekten şık bir görünüme kavuşmuş, ayrıca tüm uygulama ikonları yeniden düzenlenmiş, fotoğraf gösterici ve tarayıcı yatay konumu otomatik algılar hale gelmiş.

callog2

HTC Magic‘i 1 aydır aktif olarak kullanıyorum, sanırım böyle bir cihazı birincil telefon olarak kullanabilecek kadar memnun kaldım, çok fazla arka planda çalışan uygulama kurarsanız takılmalar kaçınılmaz oluyor, geçişler yavaşlıyor ama bir süre sonra cihazın limitlerine alışıp ona göre kullanmaya başladığınızda gerçekten keyif alıyorsunuz.

iPhone ile kıyaslandığında hangi noktada olduğunu merak edenler için söyleyeyim, bence yeryüzünde o mertebeye erişmiş bir cihaz hala yok :)

Sezer Yeşiltaş Android, Haberler, Ürün İnceleme , ,

Android’li G1′e Genel Bakış III (Kullanım)

February 19th, 2009

Android’li G1′e Genel Bakış serisinin bu bölümünde Android işletim sistemine ait bir kaç ipucu ve cihazı merak edenler ya da yeni kullanmaya başlayanlar için genel kullanıma yönelik bazı bilgiler vermek istiyoruz. İlk yazıda Google’un cihaz üzerindeki etkisinden, ikincisinde ise Android işletim sisteminden bahsetmiştik.

Android, bir masaüstü bilgisayarın sahip olduğu bazı özellikleri mobil platformda olabilecek şekliyle sunmaya çalışmış.  Telefondaki masaüstü bir Windows ya da Mac gibi  kısa yollar yaratılabilen, masaüstü widget’ların eklenebildiği, klasörler oluşturulup  içlerine uygulamaların taşınabildiği bir yapı sunuyor.

Bununla birlikte masaüstünde başlat menüsü ile bilgi ve uyarı mesajlarının yer aldığı bir panel yer alıyor. Android üzerinde gelen ön tanımlı tüm uygulamalar ve indirdiğiniz programların hepsi başlat menüsünde alfabetik olarak sıralanmaktadır:

Başlat Düğmesi:

2

Panel:

1

Panel’in içeriği:

7

Android’te 3 adet masaüstü bulunuyor, bunların arasında ekranı sağa sola ittirerek gezebiliyoruz. Masaüstünde boş bir bölgeye uzunca bir süre parmağımızı basılı tuttuğumuzda bir menü beliriyor ve buradan yaratmak istediğimiz kısayolu seçebiliyoruz:

4

  • Application: Bu bölümde kurduğumuz tüm programların bir listesi geliyor ve istediğimizi seçebiliyoruz.
  • Shortcut: Bu bölüm klasör, kontak, web bookmark, bir Gmail label veya bir Müzik playlisti için kısayol oluşturmamıza izin veriyor.
  • Widget: Şu an sadece 3 adet bulunan widgetlardan birini seçip masaüstümüze ekleyebiliyoruz, ön tanımlı olarak saat ve Google arama widgetları zaten masaüstümüzde bulunuyor, bunların dışında bir de Picture Frame adında bir widget bulunuyor ki bundan birden fazla oluşturup masaüstlerimizden birini sadece bununla süsleyebiliriz. Aşağıda kendi ekranımdan bir görüntü yer alıyor.
  • Wallpaper: SD kartımızda yer alan resimlerden birini ya da bünyesinde barındırdığı hazır duvar kağıtlarından birini seçmemize olanak sağlıyor.

6

Klasör konusuna ayrıca değinmek stiyorum, eğer çok fazla program indirdiyseniz ve bunları kategorize etmek istiyorsanız klasör kullanımı imdadınıza yetişiyor.  Masaüstünde yer varsa istediğiniz kadar klasör oluşturabiliyorsunuz, oluşturduğunuz klasöre dokunduğunuzda açılıyor, başlık kısmına uzunca süre dokunduğunuzda klasöre isim verebileceğiniz bir pencere açılıyor.

device device2

Masaüstünde yer alan tüm ikonları ve widgetları, üzerlerine uzunca bir süre basılı tuttuğunuzda hareket ettirebiliyorsunuz. Böylece bir ikonu istediğiniz bir klasörün içine atabiliyor ya da 3 masaüstünden herhangi birine taşıyabiliyorsunuz. Eğer bir ikonu tamamen kaldırmak istiyorsanız başlat menüsünün bulunduğu yere taşıyarak kaldırabiliyorsunuz.

31

Yazının bu bölümünde cihazın üzerinde yer fiziksel tuşlardan bahsedeceğiz:

android21

MENÜ: Bu düğme farklı durumlarda farklı özelliklere sahiptir, ekran kilidi aktif iken herhangi bir tuşa basıp sonra MENU düğmesine basarsanız kilidi açmış olursunuz. Ayrıca bu tuşa basarak masaüstü ile ilgili ya da her çalıştırdığınız programda o programa ait seçenekleri görürsünüz.

yes : Bu düğmeye basarak klasik telefonlarda olduğu gibi gelen çağrıları yanıtlayabilirsiniz. Bu düğmeye uzun süre basılı tutunca sesli arama özelliğini açmış olursunuz. Ekrana Listening penceresi çıkar ve sizden aramak istediğniz kişinin adını veya numarasını söylemnizi bekler, bu özellik Türkçe isim ve numaralar için çalışmıyor (aslında denemedim ama bu riski göze alıyorum:) ).

device3

home: Bu düğmeye basarak o an hangi programda olursanız olun masaüstüne dönebilirsiniz, bu esnada program arka planda çalışmaya devam edecektir, eğer geliştirici tarafından özel bir kodlama yapılmadıysa. Ayrıca bu düğmeye uzun süre basılı tutunca en son çalıştırdığınız ve arka planda çalışmaya devam eden uygulamaların ikonlarını (en fazla 6 tanesini) bir pencerede görerek,  isetdiğiniz bir tanesine geçiş yapabilirsiniz.

device4

TRACKBALL: Bu düğme fiziksel tuş setinin tam ortasında yer alır ve bilgisayarlarımızdaki fare gibi çalışır. Listelerin ve düğmelerin üzerinde gezinmeye sağlar, üzerine tıkladığınızda seçili olan objeyi tıklamış olursunuz. Zaten dokunmatik olan ve programları da dokunarak çalışacak şekilde tasarlanmış bir cihazda pek ihtiyaç duymasam da internette gezinirken birbirine çok yakın linklerin arasında gezinmek için çok ideal olduğunu da söylemem lazım.

back: Bu düğmeye basarak kullandığınız tüm programlarda bir önceki ekrana geri dönebilmektesiniz. Tüm programlarda diyorum çünkü bu özelliği kullanmak için geliştiricilerin uygulamalarında özel bir kodlama yapmasına gerek bırakmamışlar. Bu düğmeye bastığınızda programın zaten ilk ekranındaysanız masaüstüne dönebilmektesiniz.  Tabi eğer geliştirici tarafından özel bir kodlama yapılmadıysa bu durum geçerlidir.

no: Bu düğmeye basarak klasik telefonlarda olduğu gibi gelen çağrıyı rededebilirsiniz.  Uzun süre basarsanız size iki seçenek sunacağı bir pencere açacaktır. Silent mode seçeneği telefonu sessize alabilir ya da Power off seçeneği ile telefonunuzu kapatabilirsiniz. Kapattığınız telefonu yine bu düğme ile açabiliyorsunuz.

device5

Sezer Yeşiltaş Android, G1

Android’de Barkod Okuma Uygulamaları

February 18th, 2009

Android için geliştirilen uygulamaların Java tabanlı olması ve Java dünyasında bir çok hazır kütüphane bulunması nedeniyle Android için çok innovatif uygulamlar geliştirilebiliyor. Bu uygulamaların başını da Barkod Okuyucular çekiyor. İlk Android tabanlı cihaz olma özelliği taşıyan G1, 3.2 megapixel’lik yakın çekim yapabilen kamerası sayesinde ülkemizde yaygınça kullanılan 1D diye tabir edilen barkodları kolaylıkla okuyabiliyor.

Uygulama geliştiriciler de, açık kaynak barkod okuma kütüphanesi olan Zxing‘i kullanarak çok ilginç uygulamalar geliştirebiliyor. Android’in uygulama dağıtım platformu olan Market’te bu konudaki en popüler uygulamaların başını da ShopSavvy isimli, bir ürünün barkodundan en ucuz nerede satıldığını gösteren uygulama çekiyor.

shopsavvy_02

ShopSavvy, satın aldığımız veya satın almak üzere olduğumuz bir ürünün barkod’unu, cihazımızın kamerası yardımıyla okuyup numarasını elde edebiliyor. Ardından da internetteki online alışveriş sitelerinde bu ürün fiyatlarını en ucuzunda en pahalıya doğru bize listeliyor. Böylelikle kafamızdaki “Acaba kazıklanıyormuyum, bu ürünün aynısını daha ucuza başka yerden alabilir miydim?” şüphesi ortadan kalkıyor.

shopsavvy_03 shopsavvy_04

Bu uygulama Amerika ve Kanada gibi ülkelerde çoğu barkod’u tanıyıp, fiyatlarını listeleyebiliyorken, maalesef ülkemizde ve avrupa ülkelerinde bir çok ürünü tanıyamıyor. Bunun da en büyük sebebi uygulamanın daha çok Amerikalıların kullandığı online web sitelerinde barkoddan ürün araması yapıyor olması. Tabii ki bunda, Amerika’daki internet üzerinden satış yapan Amazon.com gibi sitelerin, geliştiriciler için daha çok API sunmasının da etkisi büyük. Ülkemizdeki ve Avrupa’da internet üzerinden satış yapan mağaza sayısı hem az hem de çoğu barkod numarasını kullanarak sorgulama yaptırmıyor. Genelde sadece parfümeri tarzındaki ürünlerin barkodları alışveriş sitelerinde yer alıyor.

Google kullanark evdeki bazı ürünlerin barkodlarıyla yaptığım aramada çok az ürüne ait sonuç bulabildim. 8690… ile başlayan ülkemize ait barkodların çoğundan bir sonuç elde edemedim :) Avrupa menşeeli barkodlardan ise az da olsa sonuç alabildim. Örneğin yine Android Market’teki, çok basit ama Google’dan arama yapabilen Barcode Scanner isimli uygulamayı kullanarak çok satılan bir deodorant markasını aratınca az da olsa yerel sitelerden bazı sonuçlar bulabildim.

barcodescanner_01

Tabii bu sonuçlardan fiyatlar kolayca çıkarılamadığından çok pratik değil. Ülkemizdeki mağazalar barkod’dan ürün fiyatı sorgulayacak servisler sunsalar ne güzel olurdu aslında :)

barcodescanner_02

Bu arada iPhone’un kamerası 2 megapiksel olduğu ve yakın çekim yapamadığı için 1D barkodları okuyamıyor. Bu açıdan piyasadaki mevcut Android tabanlı cihazlar çok daha avanajlı.

Mustafa Tan Android, G1 ,