HTC Magic İncelemesi

April 17th, 2009

sapphireHTC, ilk Android işletim sistemli telefonu olan Dream modelini Google ile birlikte piyasaya sürmüştü, HTC ikinci  Android işletim sistemli telefonunu da hazırlamış durumda, bu modelin adı ise Magic (diğer adı Sapphire).
İki modelin market açısından farkı, DREAM modelinin piyasaya T-Mobile ile Magic’in ise Vodafone ile çıkıyor olması. HTC Dream modeli, T-Mobile ile ilişkisi nedeni ile piyasalarda T-Mobile G1 ismiyle boy gösterirken, bir çok yerde sadece G1 veya Google Phone olarak da adlandırılmıştır.

Android işletim sistemli G1 telefonu hakkında daha önce bir dizi inceleme yazıları yazmıştık, G1 ve Android hakkında bilgi sahibi olmak için bunlara göz atabilirsiniz:

Cihazın özelliklerini aşağıda 3 başlıkta kısaca toparlamaya çalıştım:

Genel Görünüm:

HTC Magic 113 x 55 x 13.65 mm boyutlarında, oldukça hafif (118.5 gr), taşıması ve kullanması çok rahat bir telefon. Ayrıca ince yapısı ve parlak yüzeyi ile şık bir görünüme sahip. Büyük bir ihtimalle tüm Android işletim sistemli telefonlarda göreceğimiz bol miktarda (5 adet) fiziksel düğmeye sahip, ancak zarif metalik tuşları bu tuş kalabalığının çirkin bir hal almasını engellemiş. Tuşların ortasında kullanmaya çok alışamadığım bir de ışıklı iz topu bulunuyor.

Bununla birlikte HTC’nin internet sayfalarında ve başka kaynaklarda, ufak tefek değişikliklerle, farklı görünümlerde HTC Magic fotoğrafları görmek mümkün. Kiminde renk, kiminde tuş sayısı, kiminde tuş şekli birbirinden farklılık gösteriyor:

capture-3 capture-1 capture-2

Donanım:

Cihazda donanım olarak

  • Micro SD kart yuvası,
  • 3.2 Mega pixel kamera,
  • Yerçekimi sensörleri,
  • Dijital pusula,
  • Bluetooth
  • WI-FI
  • 3G
  • GPS

desteği bulunuyor. Hemen belirteyim pilini çıkartmadan sd kart değişikliği yapılabiliyor ama sim kart değişikliği yapılamıyor.

Cihaz standart bir mini usb girişine sahip bu sayede bilgisayarınızdan sd kartınızı bir usb disk olarak görüp kullanabiliyorsunuz, usb girişi aynı zamanda cihazı şarj etmek için kullanılıyor, bu çok yetenekli yuva kulaklık için de kullanılıyor, bununla birlikte cihaz standart kulaklıkları desteklemiyor.

3.2 inch LCD ekranı 320×480′lik bir çözünürlük sunuyor, tabi ki ekranı dokunmatik. Cihazın ergonomisini arttıran boyutları ekranın küçülmesine neden olmuş, 3.5 inch daha kullanışlı olabilirdi diye düşünüyorum. HTC Dream modelinde olduğu gibi fiziksel bir klavyesi yok, sanal klavye kullanmak durumundayız ki ekran boyutları bunu bir nebze zorlaştırıyor.

Kamerası 3.2 mega pixel ve oto fokus özelliğine sahip ama fotoğraf çekme programı zayıf noktalardan biri.  Hareketli cisimlerin fotoğrafını çekmek neredeyse mümkün değil, tepki süresi çok uzun.

Yazılım:

HTC Dream (G1)‘de olduğu gibi Android işletim sistemine sahip ancak bazı ek uygulamalar ve mevcut uygulamalarda iyileştirmeler içeriyor. Yani HTC Magic için özelleştirilmiş bir işletim sistemi kullanılmış. Örnek vermek gerekirse:

  • Sanal klavye desteği eklenmiş
  • Exchange desteği eklenmiş
  • Video kaydedici ve oynatıcı uygulamaları eklenmiş
  • PDF gösterici uygulaması eklenmiş

Sanal klavye yatay konum destekleyen uygulamalarda rahatlıkla kullanılabiliyor ama dikey konumda tuşlar bir hayli küçülüyor, özellikle uzun yazılar yazmaya kalktığımda çok zorluklar çektiğimi söyleyebilirim.

klavye

klavye2

Exchange desteği ise gerçekten çok başarılı, tanımı yaptıktan sonra telefonun kişiler, takvim uygulamalarıyla otomatik olarak entegre oluyor,  active sync teknolojisi ile anında maillerinizi alabiliyorsunuz.

device mail

İsterseniz ayrıca Google hesabınızı da tanımlayıp, takvim ve kişiler uygulamasında hem Google hem de Exchange Server‘dan gelen bilgilere ulaşabiliyorsunuz.  İsterseniz bu iki hesabın senkronizasyon ayarlarını ayrı ayrı düzenleyebiliyorsunuz, mesela takvim bilgileri Exchange ile senkron olsun ama kişilerim Google ile diyebiliyorsunuz.

sync sync2

Birden fazla sistem ile senkronizasyon karışıklığa neden olmuyor, çünkü bunu kolayca yönetebiliyorsunuz, mesela hem Google hem de Exchange tanımları yaptıysanız her birinden gelen takvimler ayrı ayrı renklerde gösteriliyor ve istediklerinizi kaldırıp istediklerinizi ekleyebiliyorsunuz.

calendar2 calendar

HTC Dream üzerinde çalışan Android işletim sisteminde video kaydedici bulunmamaktaydı, HTC Magic ile bu eksiklik de giderilmiş. Ayrıca PDF gösterici ile hem sd kartınızda bulunan PDF’leri hem de maillerinizde attachment olarak gelen PDF dosyalarını görüntüleyebiliyorsunuz.

pdf pdf2

Yeni eklenen uygulamaların dışında iyileştirilen uygulamalar da var, mesela Call Log uygulaması gerçekten şık bir görünüme kavuşmuş, ayrıca tüm uygulama ikonları yeniden düzenlenmiş, fotoğraf gösterici ve tarayıcı yatay konumu otomatik algılar hale gelmiş.

callog2

HTC Magic‘i 1 aydır aktif olarak kullanıyorum, sanırım böyle bir cihazı birincil telefon olarak kullanabilecek kadar memnun kaldım, çok fazla arka planda çalışan uygulama kurarsanız takılmalar kaçınılmaz oluyor, geçişler yavaşlıyor ama bir süre sonra cihazın limitlerine alışıp ona göre kullanmaya başladığınızda gerçekten keyif alıyorsunuz.

iPhone ile kıyaslandığında hangi noktada olduğunu merak edenler için söyleyeyim, bence yeryüzünde o mertebeye erişmiş bir cihaz hala yok :)

Sezer Yeşiltaş Android, Haberler, Ürün İnceleme , ,

iPhone uygulaması geliştirmek isteyenlere müjde!

April 15th, 2009

iphone-slide01Bildiğiniz gibi geçtiğimiz sonbahar döneminde Stanford Üniversitesi’nde iPhone uygulaması geliştirmek üzerine bir ders açılmış ve yoğun ilgi görmüştü. Daha sonra bu dersi alan öğrencilerin uygulamalarını da AppStore’da görmüştük. Bu yoğun ilgi üzerine ders bu dönem yeniden açıldı, ders içerikleri -yine- paylaşıldı. Ancak bu sefer bir yenilik ile birlikte: Artık derslerin video kayıtlarına da iTunes üzerinden erişmek mümkün! :)

Stanford Üniversitesi’nde verilen dersin kodu CS193P, tam adı ise “iPhone Application Programming”. Dersi iki eğitmen, iki asistanla birlikte veriyorlar. Ayrıca derslere katılmayacak ancak e-mail grubu aracılığı ile öğrencilere destek olacak bir adet de prof mevcut.

Eğitmenlerden biraz bahsetmek gerekirse, bu dönemki dersi Evan Doll ve Alan Cannistraro birlikte veriyorlar. Evan Doll Stanford 2003 mezunu, mezun olduktan sonra Apple’da çalışmaya başlamış. 5 senelik bir Apple çalışanı olan Evan, Final Cut ve Aperture gibi Mac uygulamaları ile ilgilendikten sonra iPhone OS 1.0 ile birlikte iPhone üzerinde uygulama geliştirmeye başlamış.

iphone-stanford-courseAlan Cannistraro ise 9 yıllık bir Apple çalışanı. Tasarımcılık ve uygulama geliştirmek konularında çalışmış olan Alan, müzik ve videoya olan yakın ilgisi sebebiyle Final Cut Pro ve iPod üzerinde çalıştıktan sonra son olarak da iPhone üzerindeki iTunes Remote programı ile ilgilenmiş.

En kıdemli olan prof ise 15 senedir Apple ve NeXT için çalışan Paul Marcos. Çok deneyimli olan Paul ise Mac OS X içerisinde gelen “Mail” programı üzerinde çalışmış, Aperture adlı programın ilk geliştirme dönemlerinde katkıda bulunmuş ve son zamanlarda da iPhone üzerinde uygulama geliştirmeye başlamış.

Dersin video kayıtlarının iTunes üzerinde olduğunu söylemiştim, ders ile ilgili tüm bilgiler ise Stanford Üniversitesi’nin web sitesinde detaylıca açıklanmış. Aynı sitede ayrıca dersteki sunumları, ders notlarını, verilen ödevleri ve bazı kod örneklerini bulmak da mümkün.

iphone-slide04Böyle bir dersin açılması ve internet üzerinden tüm dünya ile ücretsiz bir şekilde paylaşılması gerçekten mükemmel bir şey… Dersi veren kişilerin ise deneyimli Apple çalışanları olması ise bilgilerin sağlam ve güvenilir olacağını garanti ediyor.

İnternet üzerinden eğitim alınabilecek yerlerin olduğunu biliyoruz. Bunların arasından belki de en dikkat çekicilerinden biri O’Reilly School of Technology. Hatta bazı sitelerde ders içeriklerinin ücretsiz bir şekilde paylaşıldığını da görmeye başladık, bunun en dikkat çekici örneklerinden birisi Academic Earth diyebiliriz. Burada ise neredeyse dünyanın en iyi üniversitelerinden birisinin, çok talep alan bir dersin tüm içeriğini dünyaya ücretsiz açtığını görüyoruz.

Kısacası artık un, şeker ve yağ bulmak çok kolay… Geriye sadece helva yapmak kalıyor… :)

Goktug Gedik Haberler, iPhone , , ,

Amazon Kindle2 İncelemesi

April 14th, 2009

Kitap okumak pek çoğumuz için vazgeçilmez bir alışkanlık, çoğu zaman da karşı koyulmaz bir arkadaşlıktır. 3. hamur kağıda basılmış kitapların kokusu, satırlar arasında akıp giderken sizi bambaşka bir aleme sürükler.

Teknoloji ilerledikçe, pek çok sektörde olduğu gibi kitap sektöründe de gelişmeler olmuş, kağıt kaliteleri artmış, okuma ve taşıma kolaylığı sağlamak amacı ile kitapların baskı kaliteleri ve boyutları da değişmeye başlamıştır.

İstenilen dökümanları her zaman yanında taşımak isteyen ve teknolojiyi yakından takip edenler ise kullandıkları cep telefonları veya akıllı telefonlar ile bu kitapları dijital ortamda saklayabilmekte, kolaylıkla arşivleyebilmekte ve istedikleri zaman ilgili klasörden çıkarıp okuyabilmektedir.

Kitaplar ve dökümanlar dijital ortama aktarıldığında elektronik kitap olarak isimlendirdiğimiz “e-kitap” formatına dönüştürülmektedir. Bazı yayınevleri mevcut basılı kitap ve dökümanlar haricinde “e-kitap” formatında kitapları da kullanıcılara sunmaya başlamıştır.

Dünyanın en büyük alışveriş sitesi Amazon’u hepimiz duymuşuzdur. Elektronik, müzik, film, hediyelik eşya ve elbette kitap satışı yapan bu site artık pek çok kitabı e-kitap formatında satmaya başlamış ve Kindle adında bir “e-kitap görüntüleyici” sayesinde bu ebook’ları istediğiniz yerde kolayca okuyabilmemize olanak sağlamıştır.

amazon_kindle_01

Nedir bu Kindle?

Amazon Kindle ilk olarak Amazon.com tarafından Kasım 2007 tarihinde piyasaya sunulmuştur. Kablosuz internet erişimi (3G/EVDO) sayesinde “Amazon Whispernet Ağı”na bağlanarak Amazon.com üzerinden satılan içerikleri indirerek okumanızı sağlayan bir e-kitap görüntüleyicidir. Şubat 2009 tarihinde ise Kindle2 versiyonu ile yenilenmiştir.

Elektronik mürekkep (e-ink) teknolojisene sahip kağıt görünümüdeki 800×600 ekran çözünürlüğü, bir kurşun kalemden daha ince olan tasarımı (84mm), 290 gram ağırlığı, 1.5 GB’lık dahili hafızasında 1500 kitap saklama özelliği ile Kindle2, kitap okuma alışkanlığınızı değiştirecek bir yapıya sahip.

Kullandığı ekran teknolojisi ve tasarımı sayesinde görenlerin ilgisini çeken Kindle2, kullanılmadığı zaman ekranına bir kağıt yapıştırılmış hissi veren ve her defasında farklı bir yazarın fotoğrafının gösterildiği bir ekran koruyucuya sahip.

Ekranda LCD’lerde olduğu gibi arkadan aydınlatma olmadığı için gözlerinizi yormuyor ve karanlıkta okumak bir ışık kaynağına ihtiyacınız oluyor. Aynı normal bir kitap okur gibi. Dahili klavyesi sayesinde okuduğunuz sayfalar üzerine notlar alabilir, kitap içerisinde arama yapabilirsiniz.

amazon_kindle_02

Kindle nasıl çalışıyor?

Temelde Kindle2’ye sahip olabilmeniz için Amazon.com’dan bir hesap açarak satın almanız gerekiyor. İşte her şey satın alma esnasında kullandığınız e-posta adresiniz üzerinden çalışmaya başlıyor. Çevrim içi içerik yüklemek için mutlaka Amerika sınırları içerisinde olmanız ve “Whispernet” kapsama alanında bulunmanız gerekiyor. Amazon.com sitesinde 359 USD karşılığında satın aldığınız Kindle2 ömür boyu ücretsiz internet bağlantısı hizmeti ile geliyor. Aynı zamanda üzerindeki basit web tarayıcı sayesinde pek çok haber ve bilgi sitesine de anında erişebiliyorsunuz.

amazon_kindle_04

Kitapları veya dokümanları nasıl yükleyeceğim?

Satın aldığınız Kindle2’yi Amazon.com’daki hesabınıza tanıttıktan ve Kindle2 üzerinde hesap bilgileriniz tanımladıktan sonra Amazon.com sitesindeki “e-kitap” formatındaki içerikleri satın alarak veya ücretsiz içerikleri seçerek kablosuz olarak Kindle2’ye gönderebiliyorsunuz. Amazon.com’da pek çok kitabın e-kitap versiyonunun fiyatı, basılı olan versiyonlarının neredeyse üçte biri.

Eğer aradığınız kitap Amazon.com sitesinde yoksa veya kendi dokümanınızı Kindle2’ye transfer etmek istiyorsanız, Word, Adobe PDF, Text, HTML, JPG, GIF ve ZIP formatındaki dokümanlarınızı Kindle2’niz için tahsis edilen kullanıcıadı@kindle.com adresine mail atmanız yeterli oluyor. Amazon.com sizin için bu dokümanları Kindle2’nin anlayacağı formata çevirip kablosuz olarak Kindle2’ye transfer ediyor. Bu işlem için 10 cent ek ücret ödemeniz gerekiyor. Gönderdiğiniz doküman 60 saniye içinde Kindle2’ye transfer oluyor.

Kindle2’nin ana sayfasında listelenen kitapları “joystick” şeklindeki tuş takımı ile seçebiliyor, hem sağ el hem de sol el kullanıcıları için tasarlanmış iki yanda bulunan önceki ve sonraki sayfa butonları ile sayfaları çevirebiliyorsunuz.

amazon_kindle_03

Peki ya Amerika dışında kullanmak istersem?

Buraya kadar anlattıklarımız Amerika’da yaşayan ve Whispernet kapsama alanındaki kullanıcılar için oldukça basit. Türkiye’den kitap satın alıp veya elimizdeki mevcut e-kitap’ları nasıl aktarabileceğiz?

Kindle2’yi microUSB kablosu ile bilgisayarınıza bağlayabiliyor ve içindeki klasörlere taşınabilir disk gibi ulaşabiliyorsunuz. Daha sonra AZW, TXT, MOBI ve PRC uzantılı e-kitap dosyalarını dokümanlar klasörüne kopyalayıp okumaya başlayabiliyorsunuz. TXT hariç diğer tüm dokümanlar eminim size yabancı gelecektir. Hoş, TXT dokümanları doğrudan kopyaladığınızda Türkçe karakter sorunu da yaşayacaksınız. Word ve PDF dokümanları Kindle formatına çevirmek için PC üzerinde çalışan Mobipocket Creator veya Mac üzerinde çalışan Stanza isimli ücretsiz uygulamaları kullanabilirsiniz.

Basılı olarak satın aldığınız kitapları da uygun bir dokuman tarayıcı ile bilgisayarınıza aktarabilir ve FineReader gibi bir OCR (Optical Character Recognition / Optik Karakter Tanıma) programı ile TXT, Word veya PDF formatına çevirebilirsiniz. Tahmin ettiğiniz gibi bu işlem biraz da olsa zahmetli görünüyor.

Ayrıca web tarayıcısını kullanarak çok kompleks olmayan web sitelerine girip surf yapılabiliyor. Tabii Amazon Kindle sadece Amerika’daki 3G ağına bağlanabildiği ve Wi-Fi desteklemediği için ülkemizde internet bağlantısını kullanmak mümkün değil.

amazon_kindle_05

Sadece kitap mı okuyacağız?

Kindle2 ile kitap okumaktan başka şeyler için de kullanabiliyorsunuz. Amazon.com sitesi üzerinden aylık dergilere veya günlük gazetelere abone olabilir ve bu içerikleri periyodik olarak Kindle2 üzerinden takip edebilirsiniz. Eğer okumak sizin için zor geliyorsa siz kitabı yükleyin bırakın sizin yerinize Kindle2 okusun…

Kindle2 üzerinde oldukça başarılı bir “speech to text” özelliği var. Tabii ki sadece ingilizce dokümanları okuyabiliyor. Yüklemiş olduğunuz dokümanları ister üzerindeki hoparlörler sayesinde isterseniz de standart bir kulaklık ile dinleyebiliyorsunuz.

Kitap okurken mutlaka müzik te dinlemeliyim diye kullanıcılar da unutulmamış. Kindle2’ye sevdiğiniz müzikleri MP3 formatında kopyalayabiliyor ve kitap okurken dinleyebiliyorsunuz.

Araba kullanırken de kitap dinlemek istediğinizde “sesli kitap” formatındaki dosyaları Kindle2’ye yükleyip dinleyebiliyorsunuz. Sesli kitaplar için görme engelliler için hazırlanmış içeriklere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

http://seslikitap.kultur.gov.tr
http://www.karakutu.com/seslikitap
http://www.seslikitapgonulluleri.com

Kayhan Belek Ürün İnceleme , ,

AppStore 1 milyara koşuyor!

April 11th, 2009

Hatırlarsanız Apple 17 Mart’ta iPhone OS 3.0 lansmanında AppStore’un 800 milyon download’u geçtiğini duyurmuştu. Bugünse Apple, sitesine eklediği bir sayaçla “1 milyarıncı” download’u tüm iPhone severler birlikte kutlamaya hazırlanıyor.

“Eee bundan bana ne?” demeyin, 1 milyarıncı download’u yapan kişi 1 adet MacBook Pro, 1 adet iPod Touch 32 GB, 1 adet 10.000$’lık iTunes Hediye Sertifikası ve 1 adet Apple Time Capsule kazancak! :) Tüm bu hediyelerin toplam değeri ise 13.746$…

apple-itunes-1-billion-app-countdownAynı sayfada Apple tüm zamanların en çok indirilen ücretli ve ücretsiz 20 uygulamasını da listelemiş durumda. Ücretli uygulamalarda zirveyi Crash Bandicoot Nitro Kart 3D elinde tutarken, ücretsiz uygulamalarda ise Facebook zirvede.

Bu yazıyı yazarken sayaçtaki sayılar uçarak artmaya devam ediyordu ve neredeyse 935 milyonu görmek üzereydi…

Üzücü haber ise bu kutlamadaki özel ödüllerden sadece iTunes Store’u olan ülkeler faydalanabilecek olmasi, ve ne yazık ki Türkiye bu ülkelerin arasında değil :( Umuyoruz ki 2009 yılı içerisinde Apple iTunes Store’unu Türkiye’ye de taşır ve bizlerin de Apple ile daha yakın ilişkiler kurmamıza yardımcı olur.

Dikkati çeken önemli konunun “Apple’ın download sayılarındaki artış” olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Zira Ocak ayında 500 milyon, mart ayında 800 milyonu geçen ve nisan ayında da 1 milyarı bulacak download sayıları gerçekten inanılmaz… iTunes üzerinden satılan müzik sayısında 1 milyarı bulmak için Apple’ın 2 yıl beklediği düşünülürse bu başarının boyutu çok daha iyi anlaşılacaktır eminim…

“Bravo Apple!” diyorum, 1 milyarıncı download’u klasik bir Apple yöntemi ile duyurduğun ve kutlayacağın için…

Bir soru ile bitirelim: Peki 2 milyarıncı download sizce ne zaman gerçekleşecek?

“Bu hızla giderse sonbaharı görmeden gerçekleşir” desek çok mu iyimser bir tahmin yapmış oluruz acaba? :)

Goktug Gedik Haberler, iPhone , , , ,

BlackBerry Bold Kullanmamın Top 10 Nedeni

April 9th, 2009

blackberrybold9000Blackberry ile ilk tanışmam Blackberry Pearl çıktığında olmuştu. Yurtdışında yaşadığım bu zamanlarda eşim, arkadaşlarım, ve ailemle sürekli olarak iletişimde olmamı sağlayan bir telefon arıyordum.  IPhone henüz bu kadar gündemde olmadığı için ve fiyatları daha uygun olduğu için Blackberry Pearl`ü seçmiştim.  Her isteğimi karşılayan bu telefon Türkiye`ye dönüp işe başladığım zaman kompakt olmasından dolayı bana biraz yetersiz kaldı. IPhone mu Blackberry Bold mu sorusunun cevabı “alışkanlıklar” tarafından oldu. Ve 6 ay sonra hala pişman değilim…:) İşte Blackberry Bold 9000 kullanmamın 10 sebebi…

10. Kullanmadığım menü butonlarını saklayabiliyorum

Blackberry alındığı gibi cepte durmuyor.  Zaman içinde çeşitli yazılımlara ihtiyaç duydukça yüklüyorum. Tabi bu durumda ekran kalabalıklığı söz konusu olabiliyor. Bu durumda, ana menüden çok sık kullanmadıklarımı kaldırabiliyorum.

9. İhtiyaç duyduğum uygulamaların çoğunun bedava olması
Şu ana kadar kullandığım bütün ek yazılımlar bedava desem inanır mısınız? İnanın…:) Çok yakın bir zamanda Blackberry App World çıktı.  Direkt olarak Blackberry üzerinden istediğiniz uygulamayı bulup indirebiliyorsunuz. Ve genelde, her paralı yazılım karşılığı bir de bedavası bulunabiliyor.


8. Anında kişisel ve iş mail takibi
Bazıları için ne kadar dezavantaj olarak görülsede ben şahsen maillerime istediğim zaman istediğim yerden ulaşabilmekten memnunum.  Teknoloji işim gereği zaten hayatımın büyük bir parçası.  Bu özellikten uzak kalmak bana yakışmaz.  Bu sebebe ek sebeb ise, maillerime girmeden mail kirliliğini cebimden idare edebilmek posta kutumun ve beynimin sağlığı açısından çok avantajlı bir durum. Az posta az düşünce…

7. GPS`i ile kaybolduğumda bana yol göstermesi
Şimdi gelelim Blackberry`nin kayda değer avantajlarından en önemlilerine…Blackberry Bold`da olan bu özellik kaç defa imdadıma koştu sayamam.  Google Maps tabi GPS`i değerli kılan uygulama. İstanbul içi ve İstanbul dışı nokta atışları yapacak derecede başarılı lokasyon belirliyor. Google maps`e özgün bir çok özellikler daha var ama genel olarak GPS bu telefonun en büyük avantajlarından biri.


6. Wi-Fi desteklemesi
Genelde Blackberry gibi akıllı cep telefonu satın alırken internet data paketiyle beraber alınıyor. Aynısı benim içinde geçerli.  Ne kadar “sınırsız” olursa olsun, evde wi-fi kullanmayı tercih ediyorum. Evde ve ya bedava wi-fi olan bölgelerde kullandığımda hem daha hızlı internet erişimim oluyor hem de “sınırımı” geçmek gibi bir korkum olmuyor.

5. Saat ve hatırlatma alarmının ayrı olması
Çok basit bir özellik gibi görünsede benim gibi unutkan birisi için büyük bir avantajı var bu özelliğin. Microsoft Outlook Takvimi ile senkronize edildiğinde toplantılarımı hatırlatması dışında, ilaçlarımı almam için ayrı bir alarm kurabiliyorum.  Böylelikle ikide bir sabah alarmımı değiştirmek zorunda kalmıyorum.

4. Video çekebiliyor olması
2MP Blackberry Bold kamerası
süper kaliteli olmasada arkadaşlarımı Wii`de hulahop oynarken çekip, sonra şantaj amaçlı kullanmak için birebir.  Şaka bir yana bazı anları yakalamak istediğimde kamerasından çok videosunu kullanıyorum Blackberry`nin.  Özellikle bir kaç ay sonra seyredip eğlenebiliyor insan. (not: evet bu benim arkadaşım :) )


wii ve blackberry from punkie on Vimeo.



3. RSS`lerimi istediğim zaman okuyabilmek
Burada itiraf ediyorum ki ben bir RSS tutkunuyum.  Google Reader`dan ilgimi çeken tüm siteleri aktif olarak takip ediyorum.  Masa başında olmadığım zamanlarda, bedava indirdiğim Viigo uygulamasını kullanarak telefonumdan bütün RSS besleyicilerimi okuyabiliyorum.


2.  Sıkıldığımda yoldaş olması
Yukarıda ki sebeple ilişkili olarak, Tweeter, Facebook, Google Talk gibi uygulamalarla, sıkıcı yolculuklarda, boş sohbetler arası, sinemada perde aralarında ve buna benzer nice sıkıcı durumlarda bana eşlik ediyor Blackberry`im.

1. Klavyesi olması :)

Tamam, kabul ediyorum. Belki yukarıdaki saydıklarım bir iPhone`u da sevmek için de geçerli olabilir. Fakat Blackberry`nin mini klavyesi fark yaratır.  Bana göre klavyesiz telefon, wireless`sız ADSL`e benzer. Cep telefonu nesli olarak, harflere bakmadan sms yazmaya alışmış olanlar için, “dokunmatik” konseptinin bir fantazi olduğunu düşünüyorum.

Jülide Atasayar BlackBerry